Latest Posts
  • Musallat olduğu hamile kadını boğarak öldürüp “mahkemede kravat taktığı için” iyi hal indirimi alan var.
  • Aşkına karşılık vermeyen genç kızı benzinle yakarak, ormana gömüp “mahkemeye takım elbiseyle geldiği için” iyi hal indirimi alan var.
  • Tecavüz ederken suçüstü yakalanıp, “yarım kaldı” indirimi alan var.
  • İlaçla bayıltarak tecavüz edip “meğer eski sevgilisiymiş” indirimi alan var.
  • “Tecavüz sırasında bağırdığını duyan olmamış, bağırsaydı duyulurdu, bağırmadıysa rıza göstermiş sayılır” indirimi alan var.
  • Kızına tecavüz edip “kızın ruh sağlığı bozulmadı” raporuyla indirim alan var.
  • Tecavüz edip, hamile bırakıp “zaten bakire değildi” indirimi alan var.
  • İlişki teklifini reddeden talihsizi, sopayla döve döve öldürüp “zaten travestiydi”indirimi alan var.
  • Eşini delik deşik edip “tayt giyiyordu” indirimi alan var.
  • Doğrayıp, buzdolabına koyup “piercing takıyordu” indirimi alan var.
  • “Tanımadığı insanlara sokakta saati sorarak cilve yaptı” indirimi alan var.
  • Cayır cayır yakıp “çok sık banyo yapıyordu, şüphelendim” indirimi alan var.
  • Gırtlağını kesip “benden izinsiz çarşıya alışverişe gitti” indirimi alan var.
  • Televizyondaki kadın programında “babam bana tecavüz etti” diyen kızını öldürüp… “Babasını kamuoyunda mahcup etti” indirimi alan var.
  • Kadının göğsünden girip sırtından çıkan 26 santimlik bıçağın “öldürücü olmadığı”na dair rapor getirip… 37 defa saplamasına rağmen, indirim alan var.
  • Kastamonu’da herifin biri kadıncağızı devamlı dövüyordu, o gece gene döverken belindeki tabancayı düşürdü, kadın aldı, tetiğe bastı, herif öldü, kadına “17 sene”verdiler… İstanbul’da eşini tabancayla vurup öldüren herife “10 sene” verdiler!
(Kadıncağız mahkemeye “kravat takıp” gelseydi, iyi halden indirim alırdı. Kravat takıp, takım elbise giymediği için, erkeklerden yedi sene fazla ceza aldı.) Akp’nin kadın-erkek adaleti bu “hal”deyken, hala ne diyor Ahmet Kiziroğlu? 
Kadına uzanan eller kırılsın filan…Hadi ordan len!
Yılmaz Özdil

2014’e Zorlu Center PSM’de Joshua Bell konseri ile noktayı koyduk. Baltimore’da yaşadığımız dönem Joshua Bell ile değil ama kayınvalidesi ve ailesi -Matricardiler- ile tanışma fırsatım olmuştu. Eşimin bu harika aile ile tanışıklığı ise daha eski yıllara dayanıyor. Joshua Bell hakkında çok fazla şey duydum, öğrendim ama deneyim etmeden bilinmez ya keman çalışı, müziği su gibi. Her bir nota kulağınızdan girip ruhunuza işliyor, çaldığı parçalar zihniniz koşuşturmaya devam ederken fonda kalan müzik değil, zihniniz ve benliğinizle odaklandığınız tek şey haline dönüşüyor. Su üzerinde sırt üstü yatıp kendinizi akıntıya bırakırsınız ya tam bu anda hissettiğiniz şeyleri hatırlayın… İşte Joshua Bell müziği bu.

301 yıllık 4 milyon dolar değerindeki Stradivarius kemanıyla o şehirden bu şehre seyahat eden Joshua Bell’in you 16 Aralık 2014 tarihinde İstanbul’a düştü ve biz de kaçırmadık.
Ve bu konser bebeğimin ilk konseri:)
Grammy ödüllü olmasının yanı sıra Joshua Bell’i ünlü yapan bir diğer şey 2007 yılında Washington DC. metrosunda vermiş olduğu mini konser. Bir gece önce yüzlerce dolara verdiği konserde çaldığı parçaları metro istasyonunda da çalan müzisyenin önünden binlerce insan dinlemeden geçmiş. Yine de kazançlı çıkmış ve 45 dakikalık konser sonunda 32 dolar 17 cent kazanmış:) Kasketi ve alelade kıyafetiyle Joshua Bell metroda ortalık yerde çalıyor. Kim inanır ki... Şaşırtıcı olan şey müziği yapanın farkedilmemesi değil, iyi müziğin farkedilmemesi.  Sonrasında verdiği röportajlarda insanların bir yerlere yetişme telaşını anlayışla karşıladığını ve kızgın olmadığını belirtmiş. 

Sosyolojik açıdan bu deneyin bir anlam ifade ettiğini düşünmüyorum. Metro istasyonları gibi telaşlı adımlarımıza ev sahipliği yapan yerlerin iyi müzikleri dinleyicilerle buluşturmak için uygun yerler olduğunu kim iddia edebilir. Durup dinlemek isteyip de önünden öylesine geçip gittiğimiz sokak müzisyenlerini düşünün. Sonrasında metropol hayatını göz önünde bulundurun. Eve varmak için sabah ve akşam atılan telaşlı adımları, sabırsızca beklenen asansör sıraları, kalabalığın ve trafiğin uğultusu... Metropol insanını yavaşlatmayı ne başardı ki güzel müzik yavaşlatsın…



Evlilik hazırlıklarında gelinlere uzun yıllardır yol gösteren Evleniyoruz Dergisi'ne Kübra ve Gökhan çiftinin en güzel fotoğraflarından birini verdik. Nagehan Hanım ve Tuğba Hanım'a sonsuz teşekkürler...

Sezen ve Doğanla yollarımız hepinizin bildiği üzere 2011 yılında çakıştı, aslında pek çok şey de Sezenle eş zamanlı yol aldık, bloğuyla çevresine yaydığı enerjiden hep feyz aldım. O yüzden tasarimcininevi.com'u her ziyaret edişimde geçmişle gelecek arasında yol alıyorum ve gülümsüyorum. Sezen'in bloğu şimdi bumerang ödülleri adayı. Desteklemek isterseniz TIK lamanız yeterli... Önce Sezen ve Doğan'ın düğün fotoğrafları için bir araya geldik, sonra annesinin karnında minik Asya'nın varlığı ile renklenen çekimimizi gerçekleştirdik, Asya dünyaya gelince farklı bir heyecanla sarıldık fotoğraf makinelerine... Ve yarın Asya 1 yaşına giriyor... Çok uzun bir süredir Asya için hazırlanıyor olsam da farklı bir çekimde olacağım için Sezen ve Doğan'ın heyecanını kaydedemeyeceğim bu kez. Fiziksel olarak orada değilim ama kalbim Sezen, Doğan ve Asya Kale ailesi ile olacak.

Yıl 2011 




Yıl 2013






Yıl 2013






Masmavi bir gökyüzünün altında mavi denizin kenarında mavi elbiseli bir gelin adayını fotoğrafladık...
Gelin adayı Duygu, damat adayı Ozan:) 
Son günlerde sizlerden aldığım telefonlarla mutluluğum daha da artıyor. Değişen düğün, nişan konseptleriniz, plaj düğünleriniz, salaş mekanlar ve salaş planlarınız hakkında çok güzel haberler veriyorsunuz bana. Her geçen yıl çiftlerimiz değişikliğe daha açık, yeni denemelere daha meraklı. Hal böyle olunca ufku açık mekan işletmecelerine, şehre yakın özenli plajlara ve profesyonel organizatörlere ihtiyaç daha da artıyor. 
Maalesef plaj organizasyonları için herkesin toplanıp evine gitmesini beklemek zorundayız. Sonrasında şezlonglar toplanıyor,  plaj düzenleniyor ve organizatörler az zamanda çok iş yapmak zorunda kalıyor.  O ana kadar akşam güneşinin o altın sarısı ışığı var ya... Maalesef kalmıyor... Bu sebeple hayalimdeki o muhteşem nişan karelerini fotoğraflamak fırsat olmadı ama bakın öncesinde neler yaptık... İşte benim mavi nişanım...



          





                          



                 







Dergicilik geçmişimi bilenler bilir, her sayıyı burada ilan eder, ilgi çekici detayları size bir ay önceden aktarır merak uyandırmaya çalışırdım. Bu ay ben de siz okuyucular gibi derginin raflarda yer almasını bekledim,  Haziran'ın 1 'ine gün saydım. 
Beklediğim derginin adı All Wedding...
Söyleşi ve fotoğraflarıma gözatmak için dergiyi elime aldığımda fotoğrafçı değil evlilik hazırlığı için de olan biri kimliğine büründüm bir anda. Röportajımı unuttum desem yalan olmaz:) Her sayfa birbirinden güzel ve gözalıcı detaylarla süslü. Dekorasyondan gelinliğe, aksesuardan el çiçeğine, saç modelinden balayı seçeneklerine kadar 2014 düğün trendleri hakkında bilgi almak isteyen herkesin tüm ihtiyacı tek bir dergide toplanmış. Yazı ve fotoğraflarımı ilk kez dergide görmüyorum ama her defasında ilk kez görüyor gibi heyecanlanıyorum. İşte bu duygu bağlıyor beni yaptığım her işe...

Röportajımın her detayıyla ilgilenen sevgili Yayın Yönetmeni Zeynep Sipahi'ye ve fotoğraf seçimini zevkine ve ellerine iç rahatlığıyla bıraktığım Görsel Yönetmen Gözde Kaniğ'e teşekkürlerimle...

Röportajın tamamını okumak isteyen siz sevgili takipçilerim işte link tıklamanız yeterli:)



K anlıca'nın tepelerine sırtını dayamış bembeyaz bir otel A'jia. Boğazın lacivert sularını seyre dalacağınız güzel balkonları, dışı gibi bembeyaz dekore edilmiş odaları ve ferah atmosferi ile size ve özel günlerinize ev sahipliği yapmaya hazır harika bir destinasyon. Çok ama çok sevdiğiniz, facebook sayfamızın en ilgi toplayan çiftlerinden biri Burcu ile Ertürk'ün çekimlerinin bir kısmını A'jia Otel'de gerçekleştirdik. Eylül ayının en beklenmedik zamanında yağan yağmur, sabahın erken saatlerinde bizi korkutsa da ne planlarımızı değiştirmeye sebep oldu ne de bizi mutsuz etmeye. Bol kahkahalı, bol beyazlı, bol mavili harika bir çekim gerçekleştirdik.

Hayata karşı duruşları, enerjileri ve gülen gözleri ile tanıdığım ilk günden beri feyz aldığım bu muhteşem çift ve muhteşem kareleri huzurlarınızdaaaaaaaaaaaa......















Fenerbahçe Parkı'na da bir uğrayalım dedik. Çoğu gelinimin bildiği üzere burayı sevmiyorum ve tercih etmiyorum ama vaktimiz artınca parka da uğrayalım dedik ve düğünü burada bekledik:)